Toplu Sms

Makyaj Hataları Yaşlı Görünmenize Neden Olabilir

Makyaj Hataları Yaşlı Görünmenize Neden Olabilir
Biz kadınlar bazen güzelleşmek istediğimizde yanlış hamlelerle var olan güzelliğimize de zarar verebilmekteyiz. Güzel görünmek için 

yaptığımız makyajda da bazen farkına varmadan bazı hatalar yaparız ve asla istemeyeceğimiz bir sonuca, yaşlı görünüme neden olabiliriz. Peki hangi hatalar bizim yaşlı görünmemize neden olur?

Buyurun birlikte hatalarımızı telafi edelim ;

Yaşlı gösteren makyaj hataları

Ürünü uyguladıktan sonra nemli bir makyaj süngeri ile fazlalık oluşturan bölgelere bastırın. Ne kadar çok cildiniz gözükürse o kadar iyi. İyi nemlendirilmiş ve taze bir cilt, üzeri kapatılmış bir ciltten daha genç gözükecektir.

Kendi cildinizin renginden daha açık renk bir fondöten yüzünüzdeki ince çizgileri abartacaktır. Fildişi kadar beyaz bir cildiniz de olsa yaşınız ilerledikçe biraz daha sıcak renkler seçmelisiniz. Parlayan ve bir iki ton daha koyu fondötenler seçin.

Yaşlandıkça gözünüzün altındaki deri incelir. Gözaltınızı kapatmak için ince bir tabaka kullanın ve bunu uygularken de fırça kullanın. Fırça rengi daha iyi dağıtacaktır. Ürünü sadece koyu bölgelere sürün, gözünüzün altındaki bütün bölgeye değil.

Pudra burun ve çene bölgesindeki parlamayı azaltmak için başarılı bir üründür. Ama yüzün diğer bölgelerinde pudra hem kırışıkların daha belirgin olmasını sağlıyor hem de cildinizi çok kuru gösteriyor.

Allık çökmüş ciltlere dikkat çeker. O yüzden elmacık kemiğinin en üstünü, burnunuzun rengine çok yakın olmayan bir renkle bütün elmacık kemiğini kaplayacak bir fırça ile yukarı doğru renklendirin. Eğer inceyseniz şarap ve tarçın tonları sizi sıska gösterecektir, değilseniz de palyaço gibi.

Doğal dudak çizginiz, yaşınız ilerledikçe silikleşebilir. Dudak çizginizi dudak kalemi ile çizmek seçtiğiniz rengin kalıcı olmasını sağlar.

Parlak renkler, koyu tonlar ve metalik ya da renk değiştiren şeyler dudakları inceltmek için çok ağır seçimler. Bunun yerine doğal bir gül tonu tercih edin. Ayrıca ruj yerine doğal dudak parlatıcısını kullanmak dudaklarınızın daha dolgun gözükmesini sağlayabilir.

Alt kirpiklerinize maskara uygulamayın. Bulabildiğiniz en koyu maskarayı üst kirpiklerinize sürün. Bu göz aklarınızın daha beyaz gözükmesini sağlayacaktır. Kirpiklerinizi bükmenin gözlerinizin daha büyük ve sizin de daha genç gözükmenizi sağlayacağını belirtelim.

Alt kirpiklerinize göz kalemi sürerseniz hem gözleriniz daha küçük gözükecektir hem de siyah halkalara dikkat çekersiniz. Göz kapağınızın üzerine kalem çekip dışına doğru çizgiyi kalınlaştırmanız daha güzel gözükmesini sağlayacaktır.

Biraz parıltı göz makyajınızın çok sade gözükmesini engelleyecektir ama dış kenarlarda kullanıldığında bütün ince çizgileri ortaya çıkaracaktır. Parıltıyı sadece gözünüzün üstündeki kemik çevresine uygulayın.

Açık Tenlerde Güzelliğin Püf Noktaları

Açık Tenlerde Güzelliğin Püf Noktaları
Makyajınızdan saç modelinize kadar, güzelliğinizi etkileyen her şeyin, bir de teknik kısmı var. Siz de işin püf noktalarını bilirseniz, profesyoneller gibi kendinize bakım yapabilirsiniz.

 Hele ki bir de açık tenliyseniz teninizde uygulayacağınız püf noktalara dikkat etmelisiniz. Peki bu püf noktalar nelerdir merak ediyor musunuz?


Açık Renkli Ciltler: Pastel pembe, mat eflatun ve açık sedefli gül rengi, açık tenlerde güzel durur. Bu renkler size aydınlık kazandırır. Önemli olan, ciltteki küçük kusurların ve gözaltlarındaki morlukların kapatıcı yardımıyla görünmez hale getirilmesidir.

Açık renk gözlerin konturları çok koyu olmayan renklerle belirlenmelidir. Kirpikler için gündüz saatlerinde kahverengi, akşam saatlerinde ise siyah rimel kullanabilirsiniz. Kirpiklerinize rimel sürmeden önce, fırçayla pudra serperseniz, rimel sürdükten sonra çok daha dolgun görünmelerini sağlarsınız.

Işıltılı Gözler: Su renkleri gözlere ışıltı verir. Tüm göz kapaklarına far uygulayın. Dış kenarlara doğru renkleri koyulaştırın. Böylece bakışlarınız ışıltı ve derinlik kazanır.

Turuncu, killi toprak ve yeşil heyecan verici zıtlıklar yaratır. Kaşlarınızın hemen altına aydınlatıcı renk uygulayın. Böylelikle gözleriniz daha iri görünecektir.
Pembe ve bej gibi yumuşak renkler, gözlerinize genç ve masum bir hava verir. Bu doğal görünüm, makyaj yapmamışsınız hissi verecektir.

Sadece hafif bir renk vermek istiyorsanız, farı kirpik diplerinize göz kalemi gibi sürebilirsiniz. Nemli aplikatör kullanırsanız, daha yoğun renk uygulayabilirsiniz.

Dudaklar: Soğuk pembe ve meyve tonları, açık renk tenlere canlılık verir. Dudak konturunuzu rujunuzla aynı renkte bir kalem kullanarak belirtmelisiniz. Bu şekilde hem dudaklarınızın şekli daha belirginleşir, hem de rujun dudak kenarındaki ince hatlara kaymasını engellersiniz.

Saçlarınız sarıysa, çarpıcı pembe tonları iyi görünecektir. Parlatıcı, ince dudakların daha dolgun görünmesini sağlar. Mat ve koyu renkler, dudakları daha ince gösterir.

Saçlarınız koyu renkse, güçlü bir böğürtlen kırmızısıyla, Pamuk Prenses efekti yaratabilirsiniz. Eğer dudaklarınız önceden pudralarsanız renk çok daha yoğun görünür.

Pembenin tazeliği: Açık renkli tenlerde hafif kızarmış yanaklar, anti-aging etkisi yaratır. Bu ten rengi için ideal renk, açıktan koyuya uzanan pembenin tüm tonlarıdır.

Pembe tonlar, tene sağlıklı bir renk verirken, yorgun ciltleri bile dinlenmiş gösterir.
Allığınızı elmacık kemiklerinizin belirgin olduğu noktaya sürün. Aşağı sürerseniz, bu sizi olduğunuzdan yaşlı gösterecektir.

Gözaltı torbalarını gidermek için ne yapılmalı

Gözaltı torbalarını gidermek için ne yapılmalı
Gözaltı torbalarını gidermek için ne yapılmalı , gözaltı torbaları ile başınız dertteyse gidermek için binbir türlü yolu denediniz ama hala

başaralı olamadım diyorsanız doğru yerdesiniz.
Her sabah aynaya baktığınızda bu durum canınızı artık sıkmayacak.

işte gözaltı morluklarından kurtulma yolları…

Gözaltı torbaları bazen genetik olabileceği gibi bazende yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir durum olduğu kadar yorgunluk,uykusuzluk gibi etkenlerede bağlı olabilir.

Gözaltı torbaları için ne yapılmalı diye merak edenler için sizlere işinize yarayacağını düşündüğüm çözüm önerilerini sunuyorum.

Göz altı torbaları neden olur?
Göz altı torbaları genellikle yorgunluk, stres ve en önemlisi genetik faktörlerin yol açtığı yaşlanma belirtisidir. Yorgunluk en sık rastladığımız sebeplerdendir. Uzun süre bilgisayar başında çalışmak, uzun saatler televizyon seyretmek, uykusuz kalmak göz altı torbalarını tetikleyen sebeplerdir.

Göz altı torbaları, göz altındaki yağ keseciklerinin fıtıklaşmasından dolayı kendini gösterir. Bu yağ kesecikleri göz çevresindeki birçok kasın arasında tampon görevi görür. Zaman içinde bunların üstündeki bağ dokusu ve deri gevşedikçe, kaslar da uzun süre kasılı vaziyette kaldığında bu torbalarda fıtıklaşmalar oluşur.
Stresli olmak, kaslarda kasılmayı artırdığından, keseciklerin üstünde basınç yaparak bunların aralarda fıtıklaşmasını tetikler.

Göz altı torbalarının oluşumuna yol açan diğer önemli faktörler de genetik yapıdır. Annemizde, anneannemizde bu tür oluşumlar varsa, bizim de 25-30 yaşından itibaren göz altı torbalarıyla karşılaşmamız kaçınılmazdır.

Gözaltı Torbaları İçin Ne Yapılmalı?

Alabileceğimiz en basit önlem, evde bir göz maskesi bulundurmaktır. Soğuk, buz içeren maskeler genellikle hızlı bir şekilde göz altı dokusunu sıkıştıracağından, hızlı bir rahatlama sağlar. Bunları 10-15 dakika kadar gözlerimizin üstünde tutmak faydalı olur.

Ayrıca, göz altı dokusunu sıkılaştıran birtakım mutfak malzemeleri de vardır. Soğuk patates ya da salatalık dilimlerini maske şeklinde belli bir süre bu göz bölgesinde tutmak gerekir. Soğuk çay maskesi de yapılabilir. Siyah çay ya da papatya çayı aynı etkiyi gösterir.

Göz altı torbaları nasıl giderilir?
Tedavi, göz altı torbalarının hangi aşamada olduğuna bağlı olarak değişir. Başlangıç safhasındaki torbalanmaların neden olduğunu tespit etmek gerekir öncelikle. Eğer yorgunluğa, düzensiz yaşama bağlıysa, yaşantımıza dikkat etmek, dinlendirici ve göz altı dokusunu sıkılaştırıcı dermokozetikleri kullanmak yeterli ve faydalı olacaktır.

Genetik faktörlere ve yaşlanmaya bağlı olarak oluşmuş, ilerlemiş seviyedeki göz altı torbalarının giderilmesi basit yöntemlerle mümkün olmaz. Bunun için bir plastik cerraha başvurmak gerekir. Plastik cerrah bu torbaları bazen çıkarır bazen de bunların bir fıtıklaşmadan kaynaklandığını göz önünde bulundurarak tekrar yerine yerleştirilecek operasyonlar yapar.

Sağlık ve güzellik iksiri maya

Sağlık ve güzellik iksiri maya
Ekmek, hamurişi ve tatlılara düşkün bir toplum olduğumuzdan maya, hemen her evin mutfağında sık sık kullanılıyor. 

Mayayı belki sadece bir hamur kabartıcı olarak düşündüğüne kadar. Oysa o doğanın bizlere bir armağanı, sağlığımız için eşsiz bir nimet. Maya yüzde 50 oranında protein, B grubu vitaminler, demir, krom, magnezyum, fosfor, çinko ve selenyum gibi mineraller içeriyor.

Japon ve Amerikalı araştırmacıların yaptıkları uzun çalışmalar sonucunda mayanın içindeki genlerin insan genlerine çok benzediği kanıtlandı. Bu önemli buluş sayesinde çok yakında insan DNA'sının daha iyi tanınacağı ve bugün çaresi olmayan pek çok hastalığın önceden teşhis edilip önlenebileceği tahmin ediliyor.

Mayanın sağlık ve güzelliğimize katkılarını keşfederek ona hakkettiği değeri veren gelişmiş ülkeler, bu çok değerli besini sadece bir katkı maddesi olarak değil, tabletler halinde ilaç olarak da piyasaya sunuyor.

Her yemekte kullanılıyor

Uzmanlar mayayı sadece hamurişlerinde katkı maddesi olarak düşünmemek gerektiğini belirtiyor, normal öğünlerde de tüketilmesini öneriyorlar. Dengeli beslenerek mayanın zengin içeriğinden olabildiğince yararlanmak mümkün. Örneğin kahvaltı ya da ikindi öğünlerinde ılık süte ilave edilerek içilebilir. Öğle ya da akşam öğünlerinde salata veya mezelere eklenerek yenilebilir. Hatta meyve sularına karıştırılabilir.

Ancak maya, kek, börek ve tatlı hamurlarını kabartmak için kullaılan kabartma tozu ile karıştırılmamalı. Karbonatı andıran ve beyaz bir toz şeklinde olan bu madde, mayanın kimyevi bir versiyonu olup aynı kabartma işlevini sağlıyorsa da mayanın içerdiği besin değerlerine sahip değil.

Maya nedir?

Maya, mantarlar grubunda yer alan tek hücreli canlılardır. Çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük, yuvarlak ve renksiz hücrelerden oluşan maya, sıcakla temas edince çoğalır. Bira mayası olarak da bilinen bu madde, başta ekmek olmak üzere çeşitli unlu mamullerin, bira ve şarap gibi içkilerin üretiminde kullanılıyor. Piyasada toz (kur) ya da kalıp (yaş) halde satılıyor.

Ekmek yapımı sırasında hamur maya ile kabartılıyor. Maya undaki nişastayı etkiliyor ve bir tür şeker olan glikoza dönüştürüyor. Sonra da glikozu alkol ve karbondioksite ayrıştırıyor. Oluşan karbondioksit gazı mayalanan hamur içinde baloncuklar halinde dağılarak hamurun kabarmasını sağlıyor. Pişirme işlemi sonunda hamura katılan suyun büyük bir bölümü, karbondioksit ve alkol uçuyor. Böylece ekmek gözenekli, kabarık ve yumuşak bir kıvam alıyor.

Sağlığınız için

Daha sağlıklı ve her dem enerjik olmak ister misiniz? Maya bu konuda size yardım edebilir.Çünkü o etkili bir stres atıcı. Karaciğeri temizliyor ve anne karnındaki ceninin gelişimini sağlıyor.

Ayrıca bağışıklığı güçlendirerek hastalıkları önlüyor. Özellikle sporcular, hamileler, gelişmekte olan çocuklar ve nekahat devresinde olan hastalar bu değerli besini bol bol tüketmeliler.

Sporcular: Maya, doğadaki en zengin aminoasit özleri, magnezyum, potasyum, krom, selenyum ve fosfor gibi mineralleri, B grubu vitaminleri içerdiği için özellikle spor yapanlara son derece yararlı. Bilim adamlarına göre maya, sağlığımız için çok yararlı bir besin. Organizmanın kimyevi aktivitelerini uyararak en iyi şekilde çalışmasını sağlıyor. Hücrelerin büyüme ve üremesine yardımcı oluyor. Yağ ve karbonhidrattan yoksun olduğu için hazmı kolaylaştırıyor. Bu nedenle sporcular mayalı yiyeceklerin ağırlıklı olduğu bir beslenme alışkanlığı edinmeli. Yağsız ve mayalı hamurişleri ve ekmeğe ölçülü miktarda yer veren bir beslenme programı uygulamalı, mayayı kahvaltıda süte ilave ederek ya da diğer öğünlerde salata veya mezelere ekleyerek yemeli.

Anne adayları: Hamilelik döneminde vücudun gereksinimleri artıyor. Maya tüm bu ihtiyaçları karşılayacak kadar zengin nitelikler içeriyor. Mayadaki zengin B9 vitamini (folik asit) hamilelerde çok sık rastlanan anemiyi önleyip yeni hücrelerin (plasenta gibi) üretimini uyarıyor. Cenindeki sinirsel hücrelerin gelişimesini sağlıyor. Yetişkin bir insanın günlük folik asit gereksinimi 3 mg iken hamilelik döneminde bu miktar 7.5 miligrama çıkıyor. Bu nedenle hamile kadınlar mayalı yiyecekleri, bu dönemde beslenme programlarına almalı.

Diyabet: Maya, sodyum ve şeker açısından yoksun olduğu için özellikle diyabet ve 'ipoglisemi'den (kan şekeri oranının düşmesi) yakınanlar için ideal. İçeriğindeki krom, kandaki yağ ve şeker düzeyini azaltan insülinin hareketini güçlendiriyor. Çinko minerali ise glisemi (kandaki yüksek şeker oranı) düzeyini düşürüyor.

Stres: Maya, yoğun strese ilaç gibi geliyor. Zengin B vitaminleri sayesinde sinir sistemini dengeliyor. Sinir hücrelerinin yaşamını uzatıyor ve sinirlerin çevresindeki lifleri güçlendiriyor. Sinirsel uyarıların düzenli bir şekilde işlemesini sağlıyor. Örneğin kalp atışları, göz kırpma, nefes alma, kanı iterek kan dolaşımını hızlandıran damarların işlevi gibi. Ayrıca konsantrasyonu, fiziksel ve ruhsal randımanı artırıp yorgunluk ve asabiyeti önlüyor. Yoğun stres altında iken artan mide asidini önleyerek, sindirim sisteminin işlevine de yardımcı oluyor.

Diyet: Sağlıklı bir diyette yer alan besinlerin vücudun tüm gereksinimlerine yanıt vermesi gerekiyor. Maya bu gereksinimlerin büyük bir bölümünü karşılayabilecek nitelikte. Zayıflama diyetleri bazen bağırsak bakterilerine zararlı olabiliyor. Maya bu durumda dengeleme görevini üstleniyor ve bağırsaklardaki yararlı bakterileri güçlendiriyor.

Karaciğer: Karaciğer, önemli görevleri yerine getiren, en yoğun çalışan ve en stresli iç organlarımızdan biri. Besinlerden aldığımız maddeleri vücut için yararlı maddelere dönüştürmek için hiç durmadan çalışıyor. Kesintisiz faaliyet gösteren bir kimya laboratuvarı gibi... Bu nedenle sürekli yardıma ihtiyacı var. Maya karaciğerin yakın dostu olarak çift etkili hareket ediyor; birincisi karaciğeri toksinlerden arındırıyor, ikincisi onun düşmanlarına karşı savaşıp yağların bu organda birikmesini engelliyor. Ayrıca maya ?colina? denilen yağ dönüştürücü bir madde içeriyor. Bu madde, vücuda giren yağları organizma tarafından en iyi şekilde kullanılacak hale getiriyor ve karaciğerde birikmelerini önlüyor.

Güzelliğiniz için

Güzelliğin sırrı mayada saklı. Onunla saçlarınıza masaj yapın, sütte eriterek yüzünüze ve ellerinize sürün. Güzelliğiniz için ihtiyacınız olan tüm gereksinimleri karşılayacak kadar zengin olan mayayı mutfağınızdan eksik etmeyin.

Vücut ve yüz:  Yüzünüzü nemlendirmek ve dış etkenlere karşı korumak için mayadan yararlanabilirsiniz. Yüksek dozda protein içeren maya, cilt dokularının yeniden yapılanmasını sağlıyor. Cildin daha güzel ve pürüzsüz görünümüne yardımcı oluyor. Protein, ayrıca cildin oksijen almasını sağlayıp beslenmesine katkıda bulunuyor. Mayanın içeriğindeki yüksek potasyum miktarı, dokularda biriken toksinleri dışarı atarak cildin artık maddelerden arınmasını sağlıyor. Böylece cilt adeta yenileniyor. Maya, cildin mat ve pürüzlü görünümüne yol açan mide sorunlarını gideriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirerek cilt alerjilerini önlüyor. İçeriğindeki B2 ve B6 vitaminleri sayesinde cildin yağ dengesini ayarlayarak akne ve sivilceye karşı etkili oluyor. Maya, deyim yerindeyse cildi hem içerden hem de dışardan besliyor.kadinca.net

Saçlar: Maya özellikle stresli dönemlerde saçların dökülmesini önleyip sağlıklı uzamasını sağlıyor. İçeriğindeki B5 vitamini, saç sağlığı için çok önemli olan keratin oluşumunu uyarıyor. Keratin, saçların dökülmesini önleyip daha hacimli ve gür görünmesini sağlıyor. 4 çorba kaşığı toz mayayı 1 bardak ılık suda eritin. Saç diplerine früksiyon yaparak yedirin. Birkaç dakika bekledikten sonra bol suyla durulayın.

Eller: Maya ellerin de dostu. Akşamları yatmadan önce 1 kahve fincanı ılık süte 1 tatlı kaşığı yaş maya ilave edip eriyinceye kadar karıştırın. Hazırladığınız bu doğal el kremini ellerinize masaj yaparak yedirin. 10 dakika bekleyip ılık suyla yıkayın. Ellerinizin yumuşacık olduğunu farkedeceksiniz. Özellikle soğuk havada çatlayan ellere iyi geliyor.

Cilt: Mayanın cilde yararları antik çağlardan beri biliniyor. Antik Mısır?da kadınlar güzelleşmek için mayayı ciltlerine sürerlermiş. Ayrıca mayanın mikrop öldürücü özelliklerini keşfedip yara merhemi gibi kullanırlarmış. Yaraları dezenfekte etmek ve çabuk iyileşmesini sağlamak için yaranın üzerine maya sürerlermiş,Mayadaki vitamin ve mineraller cildin her türlü gereksinimi sağlayacak kadar zengin. Özellikle akne ve sivilceli ciltlere çok yararlı. Karaciğeri toksinlerden arındırıp, temizliyor ve ciltteki aşırı yağlanmayı önlüyor.

Maya ile hazırlanan maskeler sorunlu ciltleri iyileştiriyor. 2 çorba kaşığı yaş mayayı bir kaseye alıp 1 çorba kaşığı ılık su ilave edin ve yoğun bir krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz ve dudak çevresi dışında tüm cildinize yuvarlak hareketlerle masaj yaparak yedirin. Kuruması için 10 dakika kadar bekleyin. Cildinizi hafif ıslatılmış bir parça pamukla temizleyip, önce ılık suyla sonra soğuk suyla durulayın ve havlu ile tampon yaparak kurulayın. Bu maskeyi 20'li yaşlardaysanız ayda bir kez, 30"lu yaşlarda iseniz on beş günde bir, 40'lı yaşlarda iseniz haftada bir, 50'li yaşlarda ise haftada iki ya da üç kez uygulayabilirsiniz.

En Trend Renkler, Neon Renkler

En Trend Renkler, Neon Renkler
Bu sezon trend renkler arasında göze çarpan neon renkler, kıyafet ve aksesuar modasından sonra makyaj modasına da hakim oldu!

Seksi ve göz alıcı olan neon renkler, makyaja daha seksi bir hava katıyor ve çok fazla işlem yapmadan dikkat çekebilmenin keyfine vardırıyor.

Zıt renklerle kombinlendiğinde daha etkili bir sonuç veren neon renkleri taşımanın en önemli kuralı ise, mat makyaj malzemeleri kullanmak.
Trend Renklerin Başını Neon Renkler Çekiyor

Bahar ve yaz modasının başını neon renkler çekiyor. İddialı olsa da zıt renklerle kombinlendiğinde ve mat makyaj malzemeleri kullanıldığında neon renkler, makyaja sofistike bir hava da katıyor.

Doğal makyajın ön planda olduğu bahar aylarında ruj renklerine de hakim olan neon renkler, dudakları ön plana çıkarıyor ve diğer makyaj malzemelerini geri planda bırakıyor. Neon renklerdeki rujların en yakın arkadaşı ise turuncu ve pembe tonlardaki allıklar. Göz kalemleri ve eyelinerların pabucunun dama atıldığı bahar aylarında neon renklerdeki rujlar ve pastel tonlardaki allıklar, makyaj modasını tek başlarına göğüslüyor.

Ruj Renklerinin Bir Numarası Da Neon Renkler

Neon renklerin kullanım alanı daha çok farlar olarak görülse de, bu sezon neon renkleri ruj renkleri arasında da bir numarada görüyoruz. Pembe ve kırmızı gibi klasik ruj renklerinin tahtını sallayacak gibi gözüken neon renkteki rujları kullandığınızda, farınızı pastel tonlarda seçmenizi tavsiye ediyoruz.

Ruj renklerinin bir numarası olan neon renkler en çok zıt renklerle süslenen tırnaklarla kombinlendiğinde dikkat çekiyor. Rujunuzun ve ojenizin aynı renk olması gerektiğini duymuş olabilirsiniz. Ama bir süre için bu söylemi unutun. Çünkü, artık ruj renklerinde ve oje renklerinde birbirine zıt neon renkler kombinleniyor!

Modanın gerisinde kalmak istemiyorsanız, bir an önce makyaj malzemelerinizi gözden geçirin ve aralarında bu sezonun trend renklerinden olan neon renklerden var mı bir bakın!