Toplu Sms

ramazan ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ramazan ayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Oruçluyken Ağız Kokusu Nasıl Engellenir?

Ağız ve diş sağlığı Ramazan ayında daha da önem kazanıyor.


Sahurdan iftara kadar geçen yaklaşık 17 saatlik zaman diliminde açlık ve susuzluk sebebiyle ağız kokuları oluşabiliyor. Uzmanlar orucun sebep olduğu sanılan ağız kokularının çoğu zaman ağız ve diş eti hastalıklarından kaynaklandığını söyledi. islamveihsan.com’un haberi... 

Ramazan ayının gelmesiyle ağız ve diş sağlığı konuları sıkça gündeme gelmeye başladı. Çünkü orucun yaşattığı açlıktan dolayı ağız kokularının arttığı sanılıyor. Ağız ve diş sağlığının sadece Ramazan ayında değil yaşam boyunca dikkat edilmesi gereken önemli bir husus olduğunu vurgulayan İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Meriç, “Önemli olan sadece Ramazan ayı değil her zaman ağza iyi bakmak. Eğer kişi zaten ağız sağlığına özen gösteriyor, dişlerine ve diş etlerine iyi bakıyorsa Ramazan geldiğinde çok fazla problem yaşamaz. Yaşasa bile çok az olur” dedi. 

Ramazan ayında en çok karşılaşılan soru

Eğer ağız bakımı iyi yapılmazsa yemeklerin düzgün çiğnenemeyeceğini dolayısıyla mideye zarar verilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Hasan Meriç, “Ramazan ayı geldiğinde en çok karşılaştığım soru; ‘Oruçluyken ağız kokusu oluyor, susuzluk çekebiliyoruz bunları nasıl engelleyebiliriz?’ Önemli olan sadece Ramazan ayı değil her zaman ağza iyi bakmaktır. Eğer kişi zaten ağız sağlığına özen gösteriyorsa dişlerine ve diş etlerine iyi bakıyorsa ramazan geldiğinde de çok fazla problem yaşamaz. Yaşasa bile çok az olur” diye konuştu. 

Tükürük ağzımızı temizler

Bir şeyler yiyip içmenin ağzı temizlediğini dile getiren Prof. Dr. Meriç, “Aslında yemek yediğiniz, bir şeyler içtiğiniz zaman ağzınızı temizliyorsunuz. Ama siz bunları yapamadığınız zaman tükürük akışı minimuma iniyor. Tükürük ağzımızı temizleyen bir banyo gibidir eğer bu banyo olmazsa üstelik 36,5 derece sıcaklıkta ve nemli bir ortam olan ağzımızda mikroplar varsa bu mikroplar çok hızlı bir şekilde çoğalır ve kötü faaliyetlere başlayabilir. Çürük ve diş eti sorunları varsa bunlar hemen ilerler. Dişlerinizden veya diş etlerinizden dolayı ağız kokunuz varsa bu artar” ifadelerini kullandı. 

“Diş eti kanaması yaşandığında vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır” önerisinde bulunan Prof. Dr. Meriç, “Diş etinizde hastalık varsa bunun belirtisi de kanamadır. Nasıl ki dışkınızda veya idrarınızda kan gördüğünüzde doktora gidiyorsanız ağzınızda kan gördüğünüz zaman da doktora gitmelisiniz. Sadece kadınların adet kanaması fizyolojiktir yani normaldir. Onun dışında kalan tüm kanamalar patolojiktir. Eğer dişlerinizi fırçalarken ya da sert bir şey yediğinizde diş etleriniz kanıyorsa mutlaka doktora gitmeniz ve tedavi olmanız gerekiyor. Basit bir tedavisi var” dedi. 

“Fırça ile temizlik yüzde 75, macun ile temizlik yüzde 25 etkili”

Oruçluyken de diş fırçalanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç, “Sadece fırçayı ıslatıp dişlerinizi temizleyebilirsiniz. Bu oruca zarar vermez. İlla ki macun sürmeye gerek yok ama isterseniz macun da kullanabilirsiniz. Macunu yutarım korkunuz olmaması için sadece su ve fırça kullanabilirsiniz. Fırça ile temizlik yüzde 75, macun ile temizlik yüzde 25 etkilidir” diye konuştu. 

Ağız temizliği için diş ipi kullanmanın önemine de değinen Prof. Dr. Hasan Meriç, “Diş ipi ile dişlerinizin arasını mutlaka temizleyin. Bunlardan sonra ağzınıza su alıp çalkalayıp, tükürün. Bunlar orucunuzu bozmaz. Tarçınlı gıdaların kokuyu azalttığını söyleyebiliriz, bu yüzden bol tarçın kullanmaya çalışın. Karanfil çiğnemek de ağız kokusunu önleyebilir” ifadelerini kullandı.

Diş veya diş eti hastalığı olmadığı halde ağız kokusu yaşanmasının sebebi dilin arka kısmında gırtlağa yakın alandaki mikropların kokması olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Meriç sözlerine şöyle devam etti: “Eğer dişlerinizde çürük, diş etlerinizde problem yoksa ağız kokusunun en büyük sebebi dilin arka kısmında gırtlağa yakın alandaki mikropların kokmasıdır. Onun için dili fırçalamak özellikle arka kısımlarına kadar fırçalayıp, dil temizliği yapmak da gerekir. Hiçbir şey yapmasanız bile kaşığın arka kısmını dilinizin arkasına götürüp temizleyebilirsiniz.” 

Dişleri doğru fırçalamak

Dişleri doğru şekilde fırçalamak için önerilerde bulunan Prof. Dr. Hasan Meriç, “Dişleri doğru fırçalamak çok önemli. Fırçayı yanlış kullanırsanız diş etlerini aşağı çekersiniz. Fırçanızı dişlerinizin dış yüzeyine koyuyorsunuz ve her bölgeyi 8-10 defa küçük dairesel hareketlerle fırçalıyorsunuz. Sonra bir fırça boy ileri giderek bunu tekrarlıyorsunuz. Çiğneyici bölgelerde ise ileri geri hareketlerle 20-25 kere aynı yeri tekrarlıyorsunuz. İç tarafta ise kırmızıdan beyaza yani diş etinden dişe doğru fırçayı süpüreceğiz. Bu da her bölgede 8-10 defa tekrarlanmalı. Dişlerimizi bu şekilde fırçalarsak 2-2,5 dakika süren doğru bir uygulama yapmış oluruz. Diğer türlü hızlı ve 15 saniye süren fırçalama yöntemi doğru olmaz. Çünkü bu şekilde sadece mikropların yerini değiştirmiş oluruz. Onun için dış yüzeylerde küçük dairesel hareketler, çiğneyici yüzeylerde ileri geri harekeler, iç yüzeylerde ise kırmızıdan beyaza doğru yapacağımız hareketlerle ideal bir diş fırçalama tekniği gerçekleştirmiş oluruz” açıklamalarında bulundu. 

Oruç tutarken kilo verebilir miyim?


Hem oruç tutup hem de zayıflamak artık mümkün. Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Ayşe Duran oruç tutarken zayıflamanın püf noktalarını açıkladı. 




İftar ve sahur mönüleri nasıl olmalı?
Star gazetesinde yer alan habere göre; Oruç tutmayı asla diyet yapmak olarak algılamamak gerekiyor. Sonuçta oruç tutarak bedenimizi, nefsimizi terbiye ediyoruz ve bunu Allah’ın rızası için yapıyoruz. Önemli olan oruç tutarken sağlıklı sahur yapmak ve uzun süren açlıktan sonra iftar mönüsüne çok yüklenmemektir. Oruç tutarken elbette kilo verebiliriz. Önemli olan sahur öğünümüzü muhakkak yapmamız gerekiyor. Sahura kalkmadan tutulan oruçlarda kas kitlesinden kayıp meydana gelebilir, bu durum size halsizlik vb. hastalıklar meydana getirebilir. Orucun dışında da zaten aç kalarak asla kilo verilemeyeceğini diyetisyenler olarak altını çiziyoruz. Vücudumuz için gerekli, besin ve öğelerini boyumuza, kilomuza, yaşımıza, fiziksel aktivitemize göre yeterli ve dengeli miktarda almalıyız. Bu sistem oruç tutarken de devam etmeli. 

Sahur mönümüz: Sahur öğünümüzü kahvaltı öğünümüz gibi düşünmeliyiz. Diyet yapanlar kahvaltı öğünlerinde ki miktarları kadar aynısını sahurda da tüketebilirler. Tokluk hissi veren besinler tercih edilmeli. Bunlar; posa içeriği yüksek, tam tahıllı ekmek ve ürünleri olarak tercih edilmeli. Beyaz ekmek ve ürünlerinden uzak durulmalıdır. Meyve ve sebzeleri kabuklarıyla birlikte tüketin. Örneğin; elma, salatalık gibi besinleri direkt kabuklarıyla tüketebilirsiniz. Protein değeri oldukça yüksek olan ve karnı tok tutan yumurta haftada 4-5 gün sahur mönülerimizde olabilir. Beyaz peynirin de karnı tok tutma özelliği vardır çünkü protein içeriği yüksek olan besinler midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktirir. Sahur mönümüzde mutlaka 60 grama yakın beyaz peynir olmalıdır. Süt ürünlerinde yağ oranına dikkat etmek lazım. Yarım yağlı ürünleri tercih etmek en doğrusu olur. Bu yüzden sahurda protein içeriği yüksek olan gıdaları tercih etmek, doğru tercihlerden birisi olacaktır. Ceviz, fındık, badem gibi besinlerinde sahur mönünüzde olması size gün boyu enerji verir. Sıvı oranı fazla olan yiyecekleri tercih edin. Bunlar; çorba, sebzeler, yoğurt gibi besinlerdir. Havaların sıcak olması nedeniyle su önemini daha fazla koruyor. Bu nedenle sahurda şekersiz veya az şekerli kompostolara, taze sıkılmış meyve sularına, maden suyuna yer vermeliyiz. 

Sahurda mutlaka 4-5 su bardağı su içmeye özen gösterin
Kızartma tarzı yiyeceklerden uzak durun. Börek, yağlı sebze-et yemekleri, kızartmalar (patates, sucuk, sebze, et vs.) hamur işleri… Bunları kesinlikle sahurda tüketmeyin. Çünkü bu tür yiyecekler gece yenildiği zaman sabah kalkınca midede ekşime, bulantı, yanma gibi hislere neden olur. Ayrıca gece metabolizmamız yavaşladığı için bu besinlerin sindirimi güçleşecektir. Hamur işi besinler karnımızı gün boyu tok tutmaz, daha fazla acıktırır ve kilo almanıza neden olur. 

İftar mönümüz: Orucumuzu açarken bir miktar su ve zeytin ile başlangıç yapabiliriz. Ardından ekmeğinizden küçük bir lokma alır eşliğinde hafif bir çorba ve aradan 15-20 dakika geçtikten sonra da hafif bir ana yemekle devam edersiniz. Salata ve yoğurt da öğünlerinizde olmalı. Eğer bir arkadaşınıza davetliyseniz, davet yemeklerinden azar azar alarak daha uzun süre çiğneyerek devam ederseniz. İftardan sahura kadar 8-10 bardak su içmeliyiz. Vücudumuzun su elektrolit dengesini sağlayabilmek için. Yemeklerinizi yavaş tüketin. Yoksa mide rahatsızlıkları ortaya çıkar. Doygunluk hissini anlayabilmek için olabildiğince yemeklerinizi yavaş tüketin. İftarda asitli içeceklerden uzak durun. Mide hacminizi gereksiz yere doldurmanıza ve midenizi tahrip etmeye gerek yok. Özellikle ramazan ayında daha çok tatlıya karşı isteğimiz oluşur. Bunun nedeni, uzun süren açlıklarda insülinin daha çok salgılanması ve fazla salgılanan insülinin, şekerin düşmesine neden olmasıdır. Şeker düşüklüğü de insanı şekerli ürünlere daha fazla yöneltir. Özellikle iftar öğünlerimizde tatlılar eksik olmaz. Bu isteği önlemek için sahur öğünlerinizi mutlaka yapın. 

İftardan sonra en az 2 ara öğün yapmak gerekli. 
İftar sofranızda farklı besin grupları yer alsın. Haftada 1-2 defa kırmızı et, 1-2 gün balık, 1-2 gün kuru baklagiller, hafta 1-2 gün sebze yemeği beslenmenizde sağlıklı bir dengeyi kurmanızı sağlayacaktır. İftardan bir saat sonra hafif tempoda yürüyüş besinlerin sindirimi için iyi olacaktır. 

ÖZET: Ramazan ayı boyunca kilo almamak için mutlaka sahur öğününüzü atlamayın. Sahurda yediklerinize dikkat edin. İftarda hafif ana yemeklere yer verin. İftardan sahura kadar en az 10 bardak su içmeye özen gösterin. Yemeklerinizi hazırlarken yağ miktarına ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat edin. İftardan sonra hafif tempoda aktiviteleriniz olsun.